Kısır Döngü

Geçmişte geleceğe özlem duyar, geleceğe şimdiyi katar, şimdiki zamanı es geçip geniş zamanda yaşarsın.


...Ve bu her gün aynı şekilde tekrarlanır.

Sana İhtiyacım Var

Sana ihtiyacım var...

En zor söylenen cümlelerden biridir "sana ihtiyacım var". İnsanın acizliğinin son noktasıdır çünkü. Parasız kalmıştır, kum torbası yoktur, kağıt mendili yoktur, yatacak yeri yoktur, yalnızdır... Yokluğun dibine vurmuştur.

Eğer insan bu cümleyi sarfettiği kişiden "neden?" sorusunu duymuyorsa...
Eğer insan bu cümleye sarfedene "neden?" diye sormuyorsa...
Bu cümlenin hakkı verilmiş demektir.

Anneler sormaz, dostlar, sevgililer sormaz. En fazla; sessizlik olmasın diye "n'oldu?" der.

Bir Kadını Mutlu etmek

Bir anda dönüp sarılıvermek kadar kolaydır.

Sakız paketindeki karikatürlere gülebilmek kadar,

elini tutmak, kendini tutamamak kadar,

oturacağı bankı üfleyerek temizlemeye çalışmak,

soğuk bir şişe su getirmek kadar kolay.

Hadi

Hadi de "şey" gibi bir joker kelimedir. Kullanım alanı şeyden daha dardır zira genelde fiillerin önüne konur. Hadi gidelim. Hadi gel. Hadi öp bari. Özellikle kapıda misafir uğurlarken çok kullanılır.

Dikkatle inceleyiniz:

- hadi biz kalkalım artık
- aa ne güzel oturuyoduk
- hadi oğlum gidiyoruz
- ee hadi bari ne diyeyim, iyiydi oturuyorduk.
- hadi kak bey

kapının önüne geçilir. ayakkabılar giyilirken;
- hadi bana bi kerata veriver evladım
- hadi madem bunu saymayız yine bekleriz

asansörün kapısı açılır...
- hadi görüşürüz
- hadi iyi akşamlar
- hadi baay
- hadi kapatın siz kapıyı
- tamam hadi

asansörün düğmesine basılır...
- hadi selam söyleyin
asansörün içinden bağırılır
- aleyküm selaaaammm.

SevgiliM akarnam

SevgiliM akarnam;

Seni aldığım ilk günü hatırlıyorum. Bu eve taşınalı 1 hafta olmuştu. Markette, yalnız yaşayanların yegane tercihi olan makarna reyonunun önünde duruyordum. Amacım fiyonk makarna almaktı. Sen baktın bana. Kabul, fiyonk makarnaya benziyordun ama markanın sana vermiş olduğu şekil benim istediğimden çok farklıydı. Ama ne yazık ki klasik Türk fiyonk makarnası yoktu. Atıverdim seni sepete.

Optimist

- Sigaramı suya atmayı ve çıkardığı cızz sesini

- Kolanın asitlerinin burnuma sarılmalarını

- Telefonu garip hallerde açıp karşımdakini bir an olsa bile “Yanlış mı aradım ben?” kuşkusuna düşürmeyi

- Elimi pütürlü bir duvara yaslayıp, elimde çıkan izlere bakmayı

- Anlamını bilmeden ağzıma pelesenk olmuş kelimelerin anlamlarını öğrenmeyi

- Yazım hatalarını bulmayı (restoran mönülerinde, tabelalarda, yazılı basında, altyazılarda, düşünce baloncuklarında vb)

- 5 yaş altı çocuklara tuhaf mimikler yapmayı

Öğretmenler Günü

-Minik Mine’yi, odamı, kıyafetlerimi hiç düşünmeden paylaştım; sen öğrettin
-Seninle oyun oynayacağım günler için büyümeni beklerken sabretmeyi öğrendim
-Kapının eşiğindeki “Beni içeri al” bakışlı küçük ‘puppy’nin aslında masum olmadığını, ciyak ciyak bağıran cadının aslında cadı olmadığını, bu iki kavramın bir arada bulunup çok sevileceğini öğrettin
-Yaşımın senden büyük olmasının hiçbir şey ifade etmediğini, en salak hallerimde elinde yanan bir ampulle gelip zekice fikirlerini kafama yerleştirdiğinde anladım
-Yastığa sarılıp ağlamanın hiçbir işe yaramadığını, sümüklerim pijamanın omzuna akarken anladım.
-Gözyaşlarının gerçekten inci kadar değerli olduğunu senin yanaklarından süzülürken öğrendim.
-Komik bir şeye tek başına gülmenin, komik olmayan bir şeye seninle gülmek kadar güzel olmadığını öğrendim.
-Yazılı, sözlü ve hatta görsel iletişimin dışında bir de hissel iletişim olabileceğini, her an içimdeki senle konuşurken öğrendim.
-Dokunmadan, görmeden, duymadan, koklamadan ve tabii saçını yemeden de seni yaşayabileceğimi öğrendim.

İkibi Non

Sevgili İkibi non;

Tam 365 gün seninle beraberdim. Ufak tefek anlaşmazlıklarımız dışında – ki onlar da toplasan 1 hafta etmez – çok mutluydum seninle.

Bana memleketimi verdin, 12 sene sonra tekrar Eskişehir’de yaşamaya başladım. Zilyonlarca anının üzerinden geçtim, geçerken çoğu zaman bana ayrılan sürenin sonuna geldiğim için  dönüp bakmadım bile. Mesela; Ata Sitesi günlerinde; Harmanyolu sokak kazılmıştı. Çukurda arkadaşlarla otururduk gecenin bir yarısına kadar. Eskişehir’e geldiğimden beri, o sokaktan defalarca geçtim arabayla, sadece bir defasında “Vay be buradan arabayla geçmek de varmış” dedim. Maalledeki trafodan ayrılmazdık, bir akşam Yunus’la oturduk da andım o günleri. İlkokulumun karşısındaki hastaneye gittim defalarca. Yollarda birkaç tanıdık sima gördüm, kimini görmezlikten geldim, kimini görünce “Kimdi, kimdi, nerden tanıyorum?” diye kıvrandım. “Eskişehir” demek “Babam” demek aynı zamanda. 12 sene sonra babamla aynı şehirde yaşıyor olmak da ilk zamanlar zor oldu açıkçası “Maalleye geldik, bırak elimi” bile dedim Yunus’a :D
Sonuçta; Eskişehir’de yaşamayı yeniden seninle sevdim.

Benimle Turkche Konuşma!!!

Yeni nesile vermek üzere sesli harf aranıyor! Kullanmadığınız, kıyıda köşede kalmış a,e, ı,i,o,ö,u,ü harflerini ve henüz dejenere olmamış v(w),ş($) harflerini bu etkinlikte topluyor sahiplerine teslim ediyoruz. Yeni neslin elindeki bir takım fazlalıkları da vakumlu torbalara yerleştirip bazalara tıkıyoruz; ch (ç), sh(ş) gibi.

Amacımız biraz dikkat çekmek, Türkçe'nin doğru kullanımını çevremizdekilere özendirmek...

Etkinliğe Facebook'tan katılabilirsiniz. Buyrun lütfen

Eski(!) Evlilere Bir Kaç Hatılatma


- Eviniz mobilyacı gibi kokar
 - Yürüdüğünüz odada halı havları burnunuza kaçar
 - Bornoz kullanımınızda muhtelif yerlerinizden beyaz tüycükler toplarsınız ve bu en az 3 yıkama sonra geçer.
 - Patates kızarttığınız yağı saklamak için cam kavanoz arar fakat bulamazsınız zira evinizde henüz bitmiş bir şey yoktur.
 - Boş yoğurt kabınız da yoktur.
 - Çöp kutunuza koymak için poşet lazım olduğunda; bi süpermarkete gidip çöp torbası alarak çöp torbası olarak kullanacağınız bir market poşeti edinmiş olursunuz.
 - Evde kitaplarınızdan çok "Kullanma Kılavuzu" ve "Garanti Belgesi" kitapçıkları mevcuttur.

 - Bir odanız (hadi bilemediniz bi dolap) boş kutu ve atmaya kıyamadığınız karton torbalarla doludur.

Hediye Fikirleri: Aşk Kavanozu



Renkli dosya kağıtlarını küçük parçalara bölüp, aşkınızı anlatan cümleler yazın. Bu minik kağıtları süslediğiniz basit bir kavanoza atın ve her gün bir tanesini okumasını sağlayın.

Örneğin;
 - Gözlerin çok güzel.
 - Seni her halinle beğeniyorum.
 - En asabi halime bile katlanıyorsun, teşekkür ederim.

Erkekleri Anlamak

1.Anne ilgisi isterler. Ama sakın yine annesi gibi başlamayın, dırdırı sevmezler. İlgilenin ama üstüne düşmeyin.

2.Sizi her halinizle severler ama kıllı bacakların üzerine öylesine geçirilmiş lekeli bir eşofmanla da karşılamayın.

3.Arkadaşlarını sevmenizi isterler ama kendisinin bulunmadığı ortamlarda görüşmenizden hazetmezler.

4.Beraber maç seyretmeyi isterler ama "ofsayt ne demek?" "n'oldu şimdi niye düştü bu adam?" gibi sorular sormanızdan nefret ederler.

5.Dost olmak isterler ama yine de enseye şaplak.... samimiyetinden hoşlanmazlar.

6.Kendi başınıza yetebilmenizi, özgüveninizin yüksek olmasını ancak özellikle kalabalık bir ortamda iplerin kendilerinde olduğunu da bilmek isterler. Yemekteyken garsonu o çağırmalı, adres sorulacaksa o sormalı, yırtık dondan fırlar gibi atlamayın hemen.

10 Ay Sonra Yunus'a

10 ay önce bugün yine bir yolun başında önümü göremez haldeydim. Çok aşina bir şehirde hiç tanımadığım bu hayatı yaşamaya başlamıştım.

Hikayelerimde anlattığım, “ben” dediğim şehir bu sefer beni kuşkuyla karşılamıştı, dostça değil. Ruhum renk çamuru gibiydi. Özlüyordum, seviyordum, nefret ediyordum, korkuyordum, kaçmak istiyordum, kalmak istiyordum, rahatlamıştım, baskı altındaydım. Geceleri uyuyamıyordum.

Sen aradın. “Tekrar aramıza hoş geldin” dedin… Sesin şehir gibi tanıdıktı, yaşadıklarım kadar yabancı.

Çok direndim. Ne kadar olumsuzluk varsa saydım; sana, kendime, herkese… Ben zıtlıklarla cebelleşirken; sen, uykusuz gecelerimin uykusu, kabuslarımın sonu, göz yaşlarımın kurutma kağıdı oldun. Günümün ışığı, yaptığım işin heyecanı, beynimdeki mahremlerin sırdaşı, dönüş yolumun yoldaşı, odamın kırmızı gülleri, hayatımın sürprizi oldun.

Elimi tuttuğun andan beri hiç üşümedi yüreğim. Sert ve sivri köşelerime, dengesizliğime, karamsarlığıma, inadıma, ‘bana ne’ciliğime, ‘sana ne’ciliğime rağmen sırf üşümeyeyim diye hiç bırakmadın elimi.

“Ben yanındayken hiçbir şeyden korkma” dedin. “Deli galiba” dedim. Meğer buna “Sevgi” diyorlarmış; seninle öğrendim. Kabuğum oldun, en yorulduğum anlarda sana sığındım. Sorgusuz, sualsiz, yargısız, eleştirisiz sardın beni.

10 aydır hiç usanmadan, yorulmadan, sabırla bana “sevgi”yi öğrettiğin ve yaşattığın için teşekkür ederim.

Seni çok seviyorum!

-- ZeyneP

Ekim 9, 2010

Kalem Etek (Sözümüz Söz)

“Kalem etek” kavramını bir otobüs yolculuğum sırasında ön çapraz koltuktaki ablanın dergisini otobüste unutmasıyla Elle’den öğrenmiştim. Bir dolu reklam sayfasını geçtikten sonra o senenin modasının ekoseler ve kalem etek olduğunu, bunları giymeyenin ilerleyen sayfalarda tanıtımı yapılan restoranlara adım atamayacağını bi dolu zekamla hemen kavramış ve üst dudağımın sol tarafını yukarı doğru kaldırıp “Ulan siz de insan mısınız?” mimiğiyle dergiyi kapatmıştım. “Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş” değildi benim meselem. Bu küçümseyiş, paçaları yıprık yıprık olduğu için kapriye dönüştürülmüş kotum ve penguenli tişörtümle kendimi, derginin öngördüğü üç beş parça kıyafetle kombin edilerek(!) oluşturulmuş “Feminen” ya da “Romantik” imajlı kıyafetlerin içinde düşünemediğimdendi.

Hediye Fikirleri: Film Şeridi



Eğer biraz bilgisayar biliyorsanız ona hazırlayacağınız bir video çok hoş bir hediye olabilir. Bunu hemen her bilgisayarda olan "Windows Movie Maker" programıyla yapabilirsiniz. İhtiyacınız olan, dijital fotoğraflarınız, "bizim şarkımız" dediğiniz bir müzik ve Movie Maker programı. Filminizi tamamladıktan sonra ister e-posta yoluyla, isterseniz de CD'ye aktararak hediyenizi ona ulaştırabilirsiniz.

Bir çok siteden, programı nasıl kullanacağınız konusunda yardım alabilirsiniz. Bunlardan biri;

Hediye Fikirleri: Aşk Lotosu



Eskiden mahalle bakkallarında satılan "Kısmet" dediğimiz çekilişler yapılırdı. Sevdiğinize buna benzer bir şey hazırlayabilirsiniz. İhtiyacınız olan sadece 2 tabaka karton ve alüminyum folyo.
Kartonlardan birine hediyeleri yazın (masaj, çay, öpücük, kucak, kahve vb). Diğer kartonu üzerine koyup hediyeleri yazdığınız kısımlara denk gelen yerleri oyun. Daha sonra iki kartonun arasına alüminyum folyoyu yerleştirerek çekiliş tabakanızı oluşturun.

İkinci bir fikir de, kazı kazan şeklinde yapılanı olabilir. Toplam 9 hücreden oluşan minik kartonlar hazırlayın. Aynı kazı kazan mantığındaki gibi 3'lüyü biraraya getirdiğinde hediyeye hak kazansın.

Hediye Fikirleri:Sevgi Kuponları



Yurtdışında "Love Coupons" adıyla geçiyor. Hazırlanması oldukça basit. İhtiyacınız olan bir bilgisayar, bir yazıcı ve siz (:
Powerpoint programında slayt gösterisi şeklinde hazırlanan kuponlar, sayfada altışar adet olacak şekilde yazdırılırsa, kuponları yanında taşıması da kolay olur.

Slaytları dilediğinizce renklendirebilirsiniz. Renkli yazıcınız yoksa, benim yaptığım gibi, renkli dosya kağıtlarına siyah beyaz yazdırabilirsiniz. Kuponların en zor yanı onları teker teker kesmek!!!
Maddi imkanlarınız doğrultusunda bunu bir matbaacıya da yaptırabilirsiniz.