Öğretmenler Günü

-Minik Mine’yi, odamı, kıyafetlerimi hiç düşünmeden paylaştım; sen öğrettin
-Seninle oyun oynayacağım günler için büyümeni beklerken sabretmeyi öğrendim
-Kapının eşiğindeki “Beni içeri al” bakışlı küçük ‘puppy’nin aslında masum olmadığını, ciyak ciyak bağıran cadının aslında cadı olmadığını, bu iki kavramın bir arada bulunup çok sevileceğini öğrettin
-Yaşımın senden büyük olmasının hiçbir şey ifade etmediğini, en salak hallerimde elinde yanan bir ampulle gelip zekice fikirlerini kafama yerleştirdiğinde anladım
-Yastığa sarılıp ağlamanın hiçbir işe yaramadığını, sümüklerim pijamanın omzuna akarken anladım.
-Gözyaşlarının gerçekten inci kadar değerli olduğunu senin yanaklarından süzülürken öğrendim.
-Komik bir şeye tek başına gülmenin, komik olmayan bir şeye seninle gülmek kadar güzel olmadığını öğrendim.
-Yazılı, sözlü ve hatta görsel iletişimin dışında bir de hissel iletişim olabileceğini, her an içimdeki senle konuşurken öğrendim.
-Dokunmadan, görmeden, duymadan, koklamadan ve tabii saçını yemeden de seni yaşayabileceğimi öğrendim.

-Cesur olmayı, sen böceklerden korkmayasın diye öğrendim.
-Korkak olmayı, gök gürlediğinde senin kucağına atlamak için öğrendim (Sen gittiğinden beri korkutmuyor meret (: ),
-Sana masal okuyabilmek için sesli ve düzgün okumayı öğrendim.
-Sen okuyabilesin diye güzel yazmayı öğrendim.
-Sorularına cevap verebilmek için araştırmayı öğrendim.
-Seni gıcık etmek için mantıklı-mantıksız sorular türetmeyi öğrendim.
-Bir “tarz” yaratmayı senden öğrendim.
-Kayıtsız şartsız sevilebileceğimi senden öğrendim.
-“Özlem”i, sen sabahçı ben öğleciyken seni özleyerek öğrendim. Ayrı şehirlerde yaşayarak geliştirdim ve ondan, farklı ülkelerde yaşarken nefret ettim.
-Bir insan elinin baş ağrısını geçirebileceğini, hastalıkların ilacının kardeş elinden bir çorba içmek olduğunu öğrendim.
-Değerlerin en güzelinin “kaybettikten sonra” değil, “yaşarken” anlaşılan olduğunu öğrendim.
-Düz saçın da başa bela olabileceğini “Keşke benim de saçlarım senin gibi olsaydı” dediğinde anladım.
-“Tatlı rekabeti” seninle oyun oynarken öğrendim.
-Hayal gücünün muhteşemliğini seninle hayal kurarken öğrendim.
-Heyecanı, seni ÖSS’ye girdiğin okulun bahçesinde beklerken öğrendim.
-Bütün duygularımı salıvermenin rahatlığını, senin onları kucaklayabilecek kadar büyük yürekli olman sayesinde öğrendim.
-Renklilerle beyazları ayırmayı senin beyaz tişörtünü maviye boyadığımda öğrendim.
-Soğukkanlı olmayı, sen bademcik ameliyatından çıktığında Sindy bebek paketini açarken ellerim titremesin diye öğrendim.
-Guatr ameliyatında yanında olamadığım zaman pişmanlığı öğrendim.
-Sen İngiltere’ye gittiğinde biten Zeynep’ten yeni bir ben yaratmayı, sana destek olabilecek enerjiyi toplamayı, depresyondan çıkmayı öğrendim.
-Yokluğunun aslında varolduğunun bir kanıtı olduğunu, gözlerimi çılgın medyumlar gibi içime döndürebilsem seni kesin göreceğimi öğrendim. Bunun imkansız olduğunu – en azından benim için – gecenin bi yarısı gözlerim deli gibi ağrıdığında öğrendim.

 Ama fazla duygusallaşmadan bir yazıyı bitirmeyi öğrenemedim.

ÖĞRETMENLER GÜNÜN KUTLU OLSUN FİLOŞİMİNKO!

2 yorum:

  1. ayyyyya!!!uffffff!!ama ama ben !!! ama uffff! bööööööööööööö !!!!!!

    YanıtlaSil

Umarım odalarımızda rahat etmişsinizdir. Yine bekleriz :D